Alman Disiplini

Çağdaş sanat harcamalarında Çin’den sonra üçüncü sıraya yerleşen Almanya, rekor kıran sanatçıları ve sıra dışı eserleriyle “Oyunda ben de varım” diyor.

Çağdaş sanat piyasası, genç koleksiyonerler başta olmak üzere, sanat profesyonelleri, galeriler ve kişisel müzelerin sayılarının artmasıyla birlikte yükselişine devam ediyor. Aynı şey işin finansal boyutu için de geçerli. Çağdaş sanata yatırım yapanların “avantajlı” olduğu konusunda otoriteler hemfikir. 2000’den 2014’e kadar geçen zaman süresince dünyanın belli başlı sanat şehirlerinde açılan müzelerin sayısının yılda 700’e ulaşması, pazarın ne ölçüde büyüdüğünün işareti.
Artprice’ın geçtiğimiz yılı değerlendirdiği kapsamlı çağdaş sanat raporunda, müzelerin önlenemez yükselişinin sanat piyasasına katkıları sıralanırken sadece müzayede satışlarının yüzde 68’inin çağdaş sanat özelinde gerçekleştirildiğine işaret ediliyor. Çağdaş sanat piyasasının en büyük oyuncuları ABD (yüzde 39.9) ve Çin (yüzde 21.2) olsa da, müzayede satışlarında hâlâ “yaşayan en güçlü sanatçı” unvanını Alman sanatçı Gerhard Richter göğüslüyor. Raporda yüzde 10.9’lık oranla üçüncü sıraya yerleşen Almanya, bu veriler ışığında dikkatleri üzerine çekiyor.
Ensesinde İngiltere’nin soluğunu hissetse de Almanya, çağdaş sanatta iddialı işlere imza atıyor. Tate Modern, Guggenheim ve Saatchi gibi dünyanın en önemli sanat galerileri ve müzeleri koleksiyonlarına mutlaka Alman bir sanatçının eserini ekliyor. Christie’s ve Sotheby’s her yıl mutlaka aralarında Alman sanatçıların yapıtlarının bulunduğu bir müzayede organize ediyor.

Devamı Robb Report’ta



Robb Report


 

 

 
Mecralar Footer
© 2016 Doğuş Yayın Grubu